yapı malzeme

Yeni malzemeler için esin, çoğunlukla doğadan (biyoesin) doğada bulunan canlı ve cansız yapılardan gelmektedir. Deniz mikro organizmalarının kabukları, köpek balığı derisi, midye kabukları, kemik dokusu vb. gibi biyotaklit (biomimetics) yoluyla malzeme teknolojilerine uygulanmaya çalışılmaktadır. Örneğin: Princeton Üniversitesi’nde seramik araştırmaları yapan Prof. Dr. İlhan Aksay’ın, midye kabukları üzerindeki çalışmasında bu doğal yapıların “seramik kompozit” yapısı araştırılmıştır. Bu yapının, moleküllerin düzenlenmesinde bir model olarak kullanımıyla yüksek teknoloji seramiklerinin tasarımı olanaklı olabilecektir. Bu seramikler gelecekte, kabuk mimarilerinin vazgeçilmez malzemesi olacaktır. Biyoesin’e bir başka örnek, kemik dokusundan hareketle yapılan jel (gel) malzeme araştırmalarıdır. Bu malzemeler, geleceğin güçlü ama hafif malzemelerini üretmek konusunda ümit vermektedir. Jel, biri katı madde diğeri dispersiyon (dağılım) maddesi olmak üzere iki bileşenden oluşan bir karışımı tanımlar. Dispersiyon maddenin hava olması durumunda oluşan yapı aerojel (aerogel), su olması durumunda ise hidrojel (hidrogel) olarak tanımlanmaktadır. Örneğin: Genleştirilmiş polistren köpük bir aeorojeldir. Günümüze kadar bulunan en hafif madde, katı madde olarak hacimce yüzde 0.02 silisyumdioksit kullanılan silikat-aerojeldir. Devamını Oku…